1988

Tem Sanat Galerisi 

Sergi Kataloğu

1_Sayfa_1.jpg

ÖLÜ mevsim diye nitelenen yaz aylarında çoğu galeriler etkinliklerine hazırlanmakla birlikte; İstanbul’daki birkaç galeri bu ara dönemi karma sergilerle sürdürüyor. Tem, Edpa, Vakko, Gorbon gibi özel galerilerde geçen mevsimin bir tür harmanlanması sayılabilecek resimler arasında özel koleksiyonların ya da sanatçıların katkısıyla –sınırlı da olsa– yeni çalışmalara da rastlayabiliyoruz. 

 

Son yıllarda galeriler çevresinde oluşmaya başlayan bir kadrolaşma ekseninde yoğunlaşan sergi izlencesi, karma sergilerde daha çok resmin pazarlamaya dönük, “türlü çeşitli” beğenileri karşılamayı öngören bir değişkenlik ve üretim artışı göstermekte. Yukarda andığımız özel galerilerde düzenlenen karma yaz sergilerinde de bir yandan kadrolaşma eğilimi, öte yandan pazarlama kaygısının etkileri payını korumakta. Oysaki belirli bir grup etkinliğini, belirli bir eğilimi ya da dönemi gözler önüne serecek karma sergilerin önemi, tanıtıcı işlevi yerine, tecimsel amaçları öngören bu mevsimlik sergilerde çoğunlukla geçen mevsimin kapsamı ölçüsünde, kimi zaman da rastlantısal denebilecek yapıtlar bir araya getirilmektedir.

Özgün baskı sanatçısı Fevzi Karakoç’un üç yeni tablosu (özellikle atlı figürler) doku, incelik, ritim ve anlatım zenginliğini yağlı boyaya aktarması bakımından bir aşamayı duyuruyor. Genç kuşak ressamlarından Fuat Acaroğlu’nun üç figür soyutlamasında yeni dışavurumcu ve fovcu etkilerin izleri duyarlı renk/leke kontrastları, arkaik denebilecek bir form beğeni; Mithat Şen’in iki akrilik resminde ise özgünlüğe, kişiliğe açık bir leke düzeni ağır basıyor.